Teyzem ile Anılarım – 2

Teyzem ile Anılarım – 2
Merhaba XHamster Okuyucuları,

Öncelikle hikayeme göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim. 2018 yılına girdikten sonra, yaz dönemine varıncaya kadar; Teyzem ile aramızda en ufak bir yakınlaşma bile olmamıştı. Aslında yaz ayının gelmesini heyecanla bekliyordum. Neden derseniz? Yaz aylarında Sezen Teyzem, aynı meyve veren ağaç gibi oluyor ve açılmaya başlıyordu. İri memeleri sütyenden sıyrılıyor, pürüzsüz bacakları gün yüzüne çıkıyordu. Bu da beni içten içe etkiliyordu. Haziran ayı gelmiş, okullar kapanmış; kuzenlerim yaz tatiline girmişti. Ben yine sadece hafta sonları müsait olabiliyor ve ailemin yanına ancak sadece 2 günlüğüne gidebiliyordum. Yine bir hafta sonu İstanbul’dan çıkmış, pek de uzun sayılmayacak bir yolculuğun ardından Erdek’e gitmiştim. Teyzemler de Annemler de bu bölgede kalıyorlardı. Cuma akşamının en büyük sürprizi teyzemin, bizde olmasıydı. Her zaman ki gibi, eve girdiğimde teker teker herkesle kucaklaştım. Ama Sezen Teyzemle olan kucaklaşmam, çok daha uzun ve derinden olmuştu. Selamlaşma ve kucaklaşma faslından sonra, yaptığım ilk iş duşa girip; üzerimdeki yorgunluğu ve pisliği suya karıştırmak oldu. Duşun ardından karnımı doyurdum ve bizimkilerle birlikte oturmaya başladım. Teyzemden gözümü alamıyordum. Üzerinde bol beyaz bir tişört altında ise mini kot şortu vardı. Ona doğru bakıp; kilo verdiğini ve daha fit göründüğünü söyledim. Oysa ki, teyzemin yüzü pek de mutlu görünmüyordu. Bir problemi olduğunu anlamıştım. Ama ne olduğu konusunda hiçbir fikre sahip değildim.

Sezen Teyzem fit bir kadındı. 160 boylarında, 60 kg olmasına rağmen; yine de kilo takıntısı vardı. Ayağından halhalı eksik etmezdi. Takıya çok düşkündü. Hediyelere anlamlar yüklerdi. Tam bir Ege kadınıydı esasında. İçten, samimi ve sıcak kanlı. Sadece cinsellik olarak düşünmeyin, sohbeti de çok tatlıydı. Uzun sohbetleri çok severdi, keyif alırdı. Oturup konuşmaya başladığınız da; zamanın nasıl geçtiğini fark etmezdiniz. Tatlı dilliydi. Ama bütün bunların yanı sıra, geçirmiş olduğu ekonomik zorluklardan dolayı fakir edebiyatı yapmayı severdi. Ben de bundan oldukça rahatsız olur ama o üzülmesin diye bir şey demezdim. Teyzem iyiydi, hoştu ama psikolojik olarak çok yıpranmıştı, yorgundu. Cengiz Eniştemin onu anlamaması, çocuklarının onun elinden tutmaması, sorumluluktan yoksun olmaları bütün her şeyi teyzemin omuzlarına yüklüyordu. Sezen Teyzem yorgundu. Erkek gibi kadındı. Ben erkeğim diyen çoğu erkeğe taş çıkartırdı. Sevgiye, ilgiye, şefkate, şehvete ve sekse de bir o kadar açtı. Tutkulu kadındı teyzem. Teyzem olmasaydı; eminim çok daha ileriye gidebilirdik. Lakin, her şey sınırlı kalacaktı.

Sohbetler edilmiş, çaylar içilmiş, meyveler bitirilmişti. Teyzem gitmek istediğini söylediği ve buna E. Bizi bıraksın diye de ilave etti. Bende peki teyzeciğim, sizi bırakırım demekle yetinirken; aklımdan herhangi bir art niyet geçmemişti. Bunu bir fırsata çevirmeyi düşünmeyecek kadar yorgundum. Teyzem ve kuzenler, bizlerle vedalaştılar ve hep beraber evden çıktık. Teyzemlerin evi bizden yaklaşık 15 km uzaklıktaydı. Giderken araba havadan sudan sohbet ettik. Üst üste sigaralar yakan teyzemin; derdinin ciddi olduğunu artık kanaat getirmiştim ama ne olduğunu bilmiyordum. Evine geldiğimiz zaman ise gece 2’yi bulmuştu. Teyzem, E. Gitme, kal dedi, yalvarırcasına bakan gözleriyle. Bir kahve içer, dertleşiriz dedi. Annemler merak eder, dediysem de; ben onları ararım dedi. Ve Annemi arayarak, durumu izah etti. Annemde peki demekle yetindi sanırım.

Teyzemin evine gittikten sonra; ben salona geçtim. O da üstünü değiştirmeye gitti. Salondan kalkıp; mutfağa yöneldim daha sonrasında. Kahve yapmak için, Nescafe – Süt – Şeker ve Kettle ayarladım. Teyzem üzerini değiştirmiş ve tek parça yeşil çiçekli bir elbiseyle gelmişti. Bu elbisesi dizlerinin bir hayli üzerindeydi. Üstelik sütyenini de çıkartmıştı ve iri memeleri sallanıyordu. Hatta yetmiyormuş gibi, fındık büyüklüğündeki siyah meme uçları, elbiseyi delecek kudrete sahipti. Ve bende yine en ufak bir kıpırdama yoktu. Ama gece ilerledikçe; teyzem beni sıradan bir kadın gibi baştan çıkartacaktı.
Kahveleri alıp salona geldim ve teyzeme nazikçe uzattım. Teyzem teşekkür ederim tatlım dedi. Bende karşısına oturdum ve konuşmaya başladık. Hayatımın nasıl gittiğini, kız arkadaşımın ne alemde olduğunu falan sordu. Evet, bir ilişkim vardı ama karşımdaki insanın muhafazakâr tavrı yüzünden seks anlamında bir adım bile kat edemememiştim. Benim gibi özgür ruhlu, her istediğini yapan, rahat bir ilişki deneyimine sahip birisi için de, bu hayli zordu. Elbette ki teyzeme bu detaylara girmeden anlattım. Sevgi vardı, ilgi vardı ama kafalar uyuşmuyordu ve bende ayrılığın eşiğindeydim. Bir ilişkinin yorgunluğu içerisindeydim. Bu bir yana; ailemle olan sorunlarımı teyzem de biliyordu. Her ne kadar açık görüşlü, sorgulamayan, kararlarıma saygılı bir aile gibi görünse de; çoğunlukla annemin dominant tavırları arasında sıkışıp kalıyordum. Ve bu yüzden çözümü, onlardan kaçıp İstanbul’a gelmek de bulmuştum. Kendi sorumluluk alanımda, kendi yağımda kavrulduğum bir hayatı yaşıyordum. İstediğim saatte eve geliyor, istediğim de gidiyor, istediğimle yatıyor, istediğimle kalkıyordum. Oysa ki evde, ailemle birlikte yaşarken, gizli bir kontrole tabi tutuluyordum. Bu da beni rahatsız ediyordu.

Sezen Teyzemle uzun uzun konuştuk bunları. Babamın sürekli eleştirisel tavrından sıkıldığımı, artık onunla aramda paylaşacak hiçbir şey kalmadığını, sohbet bile edemediğimizden falan bahsettim. Babam, egoist bir adamdı. Her şeyi en iyi o bilir kafasındaydı. Ayrıca, bencildi de. Sadece kendisini düşünür, insanlara üstten bakmayı sever, onları küçümserdi. Ben ise, onun bu tavrından ziyade, paylaşımcı bir adamdım. Babamla ayrı dünyaların insanıydık ama yine de babamdı. Sadece aramızdaki sevgiyi kaybedip, zorunlu saygıya bırakmıştık. Aradan yıllar geçti, hala her şey aynı.

Teyzem yatacağını söyleyip, yanımdan ayrıldı. Ben de, benim uykum olmadığını; oturup kitap okuyacağımı söyledim. O odasına gitti. Ben ise bir sigara yakıp, balkona çıktım. Bir yandan kahve ve sigara içiyor, diğer yandan kitabımı okuyordum. Benim de ruh halim pek yerinde değildi. Ve bu ruh hali için en güzel yazar Bukowski idi. Bir zaman sonra; içeriden ağlama sesleri duydum. Kuzenler çoktan yatmıştı ve onlar olamazdı. Koşar adımlarla arka odaya doğru gittim, odasının kapısı açık olduğu için odaya daldım, ışığı yaktım ve teyzemin ağladığını gördüm. Yatağın başına gittim ve kenarına oturdum. Sezen Teyzem gözyaşlarını sildikten sonra bana doğru baktı ve kenara kaydı. Teyze dedim: çok sıkıntılı gördüm seni. Anlatmak istersen dinlerim. İyi bir dinleyiciydim. Yargılamadan, yadırgamadan dinlerdim insanları. Üstelik orada konuşulan, orada kalırdı. Teyzem bunu çok iyi biliyordu. Bir oğlun, annesinin göğsüne başını koyar gibi; başını göğsüme koydu. Sarıldı bana. Teninin sıcaklığını hissedebiliyordum. Cengiz Eniştemle arasında olan sorunlardan başladı anlatmaya. Çok yoruldum E. Dedi. Tükendim artık. Bende güzel bir yaşantı istiyorum, bende sevilmek istiyorum. Elektriği, suyu düşünmek istemiyorum. Elalemin karısının bir eli yağda bir eli balda; sıcak sudan soğuk suya değmiyor, millet karısının gözünün içine bakıyor ama Cengiz; Cengiz bana hiçbir şekilde bakmıyor. Çocuk gibi. Yesin, içsin, yatsın ve gitsin. Sevgi yok, aşk yok, seks yok ! Teyzem ilk defa bana içindekilerinin hepsini bütün şeffaflığı ile anlatıyordu. Bir kadının tükenmiş olduğu an, güçsüz olduğu andır. Kalkanları yoktur o zaman. Teyzem ağlarken, göğsümde uyuya kalmıştı. Ben usulca onu yatağa yatırdım ve ışığı kapatarak odadan çıktım.

Tekrar salonun balkonuna döndüm. Bir sigara yaktım. Derin bir duman aldım. Dumanı verdim. Dumanı takip ettim. Aklım bulanmıştı. Her anlamda. Teyzeme üzülmüştüm ama O’nun iri memeleri ve teninin sıcaklığını da hissetmiştim. Kafam karma karışık olmuştu. Bir duman daha aldım sigaramdan. Kitap okumaya çalıştım olmadı. Kahvenin dibinde kalan son yudumu içtim, soğuktu. Sigaramı bitirip; teyzemin yanına gittim tekrardan. Teyzem, çoktan uyumuştu. Işığı hiç yakmadan, kapıyı kapattım. Odayı bir tek güneşliğin ardından içeriye azıcık sızan sokak lambaları aydınlatıyordu. Usulca teyzemin arkasına geçtim. Kalbim küt küt atıyordu. Heyecanlıydım. Ufak ufak teyzeme doğru yanaşmaya başladım. Önce kolumu attım. Sezen Teyzemin uykusu ağırdı. Hissetmedi bile beni. Sonra birazcık daha yaklaştım. Artık aramızda neredeyse 5-10 cm bir şey kalmıştı. Elimi belinden kalçasına doğru indirdim. Teyzem soluna dönük yatmıştı. Kendimi birazcık daha ittirdiğimde ise; tam teyzemin kalçasındaydım. Aletim sertleşmişti. Yerinde durmuyordu. Şortumu zorluyor ve yerinden çıkmak istiyordu. Elimi kalçasından beline götürdüm tekrardan. Belinden birazcık daha yukarıyı zorlayarak usulca göğüslerine ulaştım. Teyzem kıpırdamıyordu bile. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Sezen Teyzem bütün ihtişamı ile karşımdaydı. Yani öyle sanıyorum. Çünkü hiçbir şey tam olarak görünmüyordu. Yataktan kalkıp, şortumu çıkartmaya karar verdim. Sadece Boxerımla kalacaktım. Bu kararı hemen eyleme dönüştürdüm. Yataktan kalkıp, şortumu çıkartıp; hemen usulca yatağa döndüm. Arkasındaki yerimi aldım. İlk denemeye göre birazcık daha rahattım ama yine de kalbim güm güm atıyordu. Ellerim titriyordu. Heyecanımı bastıramıyordum. Aletimi boxerımda düzelttim ve tam kalçasına denk gelecek şekilde tekrar yaslandım. Belinden tutup teyzemi kendime çektim. Ohhhh onun sıcacık tenini hissediyordum. Delirecek gibiydim. Ellerimi yavaşça bacaklarına götürdüm. Bacaklarını okşadım. Bacaklarının üstünden elbisesini sıyırmaya başladım. Artık hız kesmiyordum. Sezen Teyzeme dokundukça güç alıyordum kendimden. Teyzem kıpırdanmaya başlamıştı. Korktum! Ama elimi çekemedim. Ihhh uhhh diye sesler çıkartıyordu. Ama bunlar iniltiye benzer sesler değildi. Teyzem yattığı pozisyonu hiç değiştirmeden kalçasını bana doğru çıkarttı. Şok olmuştum. Uyandı mı? Acaba diye düşünmüştüm. Lakin, teyzem bomba patlasa uyanmazdı. Hissediyor mu diye düşünüp, telaşa kapıldım. Hiçbir şeyden emin değildim. Hareketlerime usulca devam ettim. Bacaklarının üzerinden elbisesini sıyırdım. Kırmızı kilodunu gördüm. Kırmızı! Dedim. Sevmediğim bir renkti kırmızı. Özellikle de iç çamaşırında. Çok sıradan gelirdi bana. Bir mor, lacivert ya da yeşil çok daha hoşuma giderdi. Kırmızı beni kışkırtmamıştı. Yaklaşık 20 dakika boyunca, teyzemin bacaklarını ve göğüslerini okşadım. Fındık büyüklüğündeki meme uçları, ben göğüslerini okşarken; kocaman oldular. Bilmiyorum, teyzem belki de hissediyordu bütün bu olanları, kalkıp orada benim ağzıma sıçabilirdi. Ama bunu yapmak yerine belki o da AN’ın tadını çıkartmayı tercih etti. Teyzemin göğüslerini okşarken, onu omuzlarından öptüm. İnanılmaz haz alıyordum. Ama zerre pişmanlık yoktu. Teyzem benim için, o anları yaşarken sıradan bir kadındı. Ve ben olgun kadınları çok severdim. Teyzem bir ara iniltiyle karışık Cengiz, Cengiz diye sayıklamaya başladı. Ama sesi sadece benim duyabileceğim türdendi. Beni eniştem sanmıştı belki de. Ben bütün bu okşama, elleme ve arkasından sürtünme seansı boyunca inanılmaz keyif almıştım. Sonunda boşalmam gerektiğini düşünüp; teyzemin yanında mastürbasyon ile kendimi boşalttım.

Masturbasyondan sonra bir pişmanlık işledi içime ki, sormayın! Ne yaptın lan sen? Diye kendimi sorgulamaya başladım ve kendimden utandım. Ama bu gece benim arsızlığımın başlangıcı olacaktı. Teyzemin boynuna son bir öpücük kondurarak odadan ayrıldım ve balkona geçtim. İşin en güzel kısmı, sigaramı yaktım ve geceyi uyuyarak sonlandırdım.

İlginiz için teşekkür ederim.

Bir sonraki hikayemde; Sezen Teyzeme dokunduktan sonra; O’nun kendi kendine nasıl mastürbasyon yaptığını anlatacağım.