KAYIT – III / Gülşah-1

KAYIT – III / Gülşah-1

Uzun zamandır yazmadım. “hadi gari” diye oturdum ama aklımda toparlayamıyorum kronolojiyi. Artık aklıma gelen ve hikayesi olan birinden başlayayım da; gerisi gelir..

Gülşah için aslında bir de sıfat var ama onu yazarsam aynı şehirde ve benzer yaşlardaki herkes kim olduğunu anlar; o yüzden Gülşah diye geçiyorum; zaten hikayenin sonunda bile anlayan çıkabilir…

Yine 90’ların ortalarına doğru.. Kışlık çevrem okulumun ve evimizin değişmesi ile değişmişti.. Gerçi piçin önde gideni olduğum için her okulun ve her sosyal statünün elebaşı tiplerini tanırdım ama değişmişti işte, 3 kişiyi tanımak pek bir bock ifade etmiyor doğal olarak…

Yeni çevrem eskisinden biraz daha sterildi; Anadolu liseleri, özel okullar, hatta sadece hafta sonu şehre gelen GSL Robert falan gibi okulların yatılı öğrencileri vardı yeni çevremde… Ama diğer taraftan da sandığımdan daha muhafazakârdı bu millet.. Ben erkek lisesi kız lisesi ticaret lisesi etrafında 3 yıldır çevrilmemiş fırıldak bırakmamıştım; şimdi sınıf arkadaşlarımın karı-kız muhabbeti “olm resmen avuçladım külotun üstünden” şeklinde anlatılan minik zaferlerden ibaretti..

Tabi ben de arada kendi muhabbetlerimi anlatıyorum ama dinleyince “siktir lan atıyorsun” şeklinde karşılayanlar inananlardan fazla oluyordu.. Gerçi yaşça da büyüğüm herkesten, 19 yaşında 10. sınıfta olunca yaşıma başıma hürmet anca arkamdan konuşuyorlardı çoğu… Neyse..

Kısa bir flashback ile başlayalım…

Okullar başladı ve tüm kadrolar toparlanınca sınıflar fullendi.. Ben ve benim gibi bir eleman daha (Eren) aynı okuldan nakil gelmiştik; bizi bir hafta boyunca o sınıf bu sınıf, götümüzü koyacak boşluk kimde varsa gezdirdiler ama artık bir yere kalıcı olarak yazmaları gerekiyordu. Aslında bizi baştan o okula almamaları lazımdı (çünkü sınavla girilen bir okuldu) ama Eren’le ikimizin babalarının taşaklarını uç-uca eklesen boğaz köprüsü yaparsın yani o derece… Okul karma ve ikimiz de sadece erkek okuyan bir liseden gelmiştik bu arada…

Tabi o arada her allahın günü 2-3 defa MY çağırıyor gidiyoruz falan.. hatta ilk hafta amk, yoklama yapılmıyor doğru düzgün, kaçacağız ama bu problem hallolup hangi sınıfta yokluğumuzu çaktırmayacağımız belli olana kadar da kıpırdayamıyoruz..

O gidiş – gelişler sırasında bizle ilgilenen M.Yard’sının odasında ara ara gördüğüm bir kız dikkatimi çekti… Benden az biraz kısa – ki bu da bir kız için epeyce uzun demek oluyor – ve üzerinde bir okul forması var ama:

a- Forma bu okulun forması değil, hatta bildiğim hiçbir okulun forması değil..
b- Formayı öğrenci gibi değil, l****a fantezisi yapan bir yetişkin karı gibi giymiş

Nasıl tarif edeyim, bordo yelek beyaz gömlek gri – kareli etek ama… gömleğin kolları kıvrılmış, yakası göğüs çatalına kadar açık, kravatımsı – fularımsı bir şey o çizgiye kadar inmiş ve anca onun sayesinde memişler görünmüyor.. yelek zaten iliksiz ve etek de öyle belden katlanmış falan değil, bildiğin terziye süper mini şeklinde kısaltılmış.. Siyah küt saçlar, siyah oje, siyahımsı dudaklar ve sanki gözde de siyah sürmeler.. deri bir çantası var ve o havada postal giyiyor, metalci bir hatun yani kısacası… kıza resmen aşık oldum – olacağım; hayatımda bu kadar hem tarz hem aykırı bir hatun görmemiştin o zamana kadar.. Tabi benim gördüğüm çatalı ne Eren ne de Müd Yrd görmüyor çünkü ikisi de kızdan kısa boylu ? …

Kız bir ara beni fark etmeden md yrd’sına konuşurken cümle sonunda “baba” deyince, hah! Dedim bu karı bunun kızı ve bir şekilde okuluna gitmiyor babasının yanında takılıyor..

Neyse, Allah sahibine bağışlasın dedik ve önümüzdeki maçlara bakma niyetiyle; artık hoca her ne skim için çağırdıysa onu halledip çıktık odadan.. biz girince hatun da odanın dışına çıkmıştı kapı önüne.. kapıdan çıkar çıkmaz sınıfa gitmek yerine Eren’e “hadi gel gidelim sigara içelim amk, md.yrd. çağırdı zaten ne zaman dönersek döneriz kimse hesap soramaz” dedim ve yönümüzü merdivenlere çevirmişken arkadan bir ses usulca:

– (kız) Ben de sizinle gelebilir miyim?
– (ben) Efem? Hah.. öhö.. öhö.. Nereye pardon?
– Sigara içmeye dedin ya arkadaşına, ben de sizinle sigara içmeye gelebilir miyim?
– Amıma bile koyarsın! (demedim tabi de sevinçle kabul ettim, sanki ben teklif etmişim de o kabul etmiş gibi)

Normalde okulun halı sahasının (yaa; halı sahası vardı amk okulunun) arkasındaki 5-10 tane ağacın orada sotede sigara içildiğini öğrenmiştim ama hatun da bizimle gelince dedim hadi lan bir tık öteye geçelim, okulun karşısındaki sokakta bir bilardo salonu vardı oraya gittik oturduk…

Tanışma faslı, tabi kimseye çıkmayan kısa Camel paketi masaya fora… Öğreniyorum ki adı Gülşah… Babası bu yıl başlamış bizim okulda, kendisi de İstanbul’dan nakil gelmiş; aynı bizim gibi onun da sınıfı henüz belli değilmiş, geldiği okul da İstanbul’un taşaklı okullarından biri… Henüz dal seçmemiş o da bizim gibi, aslında onun da bizim gibi sınıfta olması gerekirken babası takıl işte buralarda demiş (torpilli kaltak).. yavaşça aynı insanın erkek – kadın versiyonları olduğumuz çıktı ortaya.. o da çok zeki ama çalışmıyor tipiydi.. onun da kol gibi disiplin sicili vardı… Sonradan muhabbet ilerleyince annesiyle babasının ayrı olduğunu, annesinin dış görev için evi kapattığını ve yurtdışına gittiğini, ilk defa bu yıl babasıyla yaşayacağını falan da anlattı.. Tabi bu arada biz de bir sigara için çıktığımız okula öğle paydosuna kadar dönmedik..

Öğle yemeğini okulun yakınında bir pizzacıda yiyip muhabbete devam ettik; sonra okul yolunda bir apartmanın bahçe duvarına oturup sigara içtik, Gülşah duvara yan oturup sırtını bana yasladı.. birşeyler gelişiyordu içimde ve önümde tabi.. okula döndüğümüzde babasına son 2 derse bizim yanımızda gireceğini söyleyip bizimle geldi.. Gittiğimiz sınıf MAT sınıfıydı (tam inek grubu yani) arkada köşede bir sıraya 2 yerine 3 kişi oturduk; Eren koridora, Gülşah ortaya ve ben duvar dibine… Tabi 3 kişi hafif sıkışık da olunca kolum Gülşah’ın sağ yanına değiyordu.

Normalde böyle şeyleri aşmış bir çocuğumdur ama kız güzel, ortam güzel, orta 2 öğrencisi gibi Gülşah’a sürtünmeye başladım belli belirsiz.. Eren de benle aynı mesafede ama beni tanıdığı için hiç rekabete girmiyor; sanki tesadüfen bizim sıraya iliştirilmiş gibi davranıyor.. Bu arada aşağıda esas muhabbet bu şekilde devam ederken, görünürde de Gülşah’ın çantasından çıkan Pearl Jam kasedinin kapağından şarkı sözlerini okuyoruz.

Önümüzdeki sırada bir çirozla bir de şişko karı var, şişko tek başına iyi kamuflaj oluyor bize, ama tabi o ve tüm diğer karılar biz sınıfa girdiğimiz an Gülşah’tan nefret ettikleri için ara ara arkasını dönüp “sessiz olur musun lütfen?” şeklinde azarlıyor… Karıdan tırsıyorum, çünkü hoca gürültüye bakıyor ve bir şekilde ayağa kaldırırsa çadırı kurmuş vaziyetteyim resmen…

Bu muhabbet bir süre devam ettikten sonra Gülşah önündeki deftere yeşil tükenmez kalemle “Siz burada böyle sürtünerek mi flört edersiniz?” yazdı, bana gösterdi ve güldü… Dikkatimi çeken i harfinin noktalarını kalp şeklinde yapmasıydı.. Bunu bir sinyal olarak aldım; demek ki bir şekilde o da benden etkilenmişti… not defterini ve kalemi aldım elime:

“Bu sıkışıklıkta elimden gelen budur, ama daha iyi fikrin varsa duymak isterim” yazdım.. Okuyup güldü ve defteri önüne çekip:

“Elinden geleni yapsan hiç itiraz etmeyeceğim, dirseğinden dizinden başka yerin çalışmıyor mu?” yazdı ve gülmeye başladı…

“Oha amk!” dedim içimden… Karı inanılmaz kafa ve kesinlikle tamam bu iş… ayrıca ben de piçim ve geri vites yapmama imkan yok…

Aldım defteri önüme çektim, “like this? (böyle bir şey mi?)” yazdım ve sağ elini tutup defteri alması için sıranın üstüne çıkardım.. tabi böyle yapınca benim sol kolum önce Gülşah’ın koltuk altına kaydı, sonra da elim bacağına; hafifçe mini eteğinin altında kalan yerlerini okşamaya, tırnaklarımla çizer gibi gezdirmeye başladım.. O da piç olduğu için defteri önüne çekip “not bad for a beginner” yazdı ve ıhs-ıhs şeklinde sırıttı.. uyuz oldum, ulan biri frene basacaksa o basacak yani, biz bu kasabada yabancıları sevmeyiz, dimi lan Eren? Eren sıranın üzerinde uyuklamaya başlamıştı çoktan.. Defteri aldım, “bundan sonra üstüne yazacağım, stop” dedim, o da “ben de senin üstüne yazayım o zaman, stop” dedi ve defteri kapattı, elini usulca sıranın altına bacaklarıma indirdi.

Karşıdan bakan için abuk bir görüntü oluştu, ben geriye yaslanmışım Gülşah öne yapışmış, onun sağ kolu benim sol kolumun üstünde ve iki kol çaprazlama diğer tarafa geçiyor.. Allahtan önüm şişko sağım duvar solum da Eren’in sıraya yapışmış horlamak üzere aldığı nefesler şeklinde oldukça sotedeyiz…

Her bir harfi bacağına parmağımla çizerek ve her seferinde de yukarı doğru eteğini biraz daha iterek yazdım:
“Tahrik oldum…”

Gülşah da pantolonum üzerinden ve o da her defasında biraz daha yukarı çıkarak harf harf yazdı: “Ben de çok tahrik oldum..”

Sıra bana geldi:
“ne kadar çok” yazdım..

Gülşah: “yazamam ama gösterebilirim” gibi bir şey yazdı.. Sonra da yazdığı eliyle benim elimi tuttu, kendi avcunun içine aldı, bacaklarını aralayıp elimi çat diye küloduna yapıştırdı amı avcumun içinde kalacak şekilde ve hafifçe fısıldadı: “that much”…

İnanılmaz sıcaktı ve külodu da bildiğin sırılsıklamdı… Yaptığı hareketin şokunu atlatınca hafifçe parmaklarımı oynatmaya başladım amının üzerinde.. defans beklerken sırtını biraz dikleştirdi ve bacaklarını az bir şey daha araladı Gülşah.. böyle yapınca sol kolum sağ göğsüne de temas eder oldu amıyla oynarken… elimi doğrudan külodun içine sokmaya çalıştım ama üstten beceremedim; yana çekecek kadar da boşluk olmuyordu otururken – ki o arada kendi eliyle külodun ön tarafını yandan havaya kaldırıp bana yol gösterdi.. hemen sızdım tabi açıklıktan içeri.. eskisine göre hareket kabiliyetim azdı ama anında bütün parmaklarım yapış yapış oldu.. klit’ini avuç ayamla ezerek parmaklarım da dudaklarına her tür itme çekme şeklinde harekete başladım, o dar alanda ne yapsam vücudundan bir karşılık alıyordum ki en fazla 1-2 dk içinde nefesi de değişmeye başladı.. bu arada öndeki şişko hafif arkaya döner gibi oldu, o anda fark edip daha tam dönmeden “ne bakıyosun lan?” dedim sertçe ve karı da tırsıp “a-a salak!” diye önüne döndü yine…

Hafifçe kulağına doğru eğilip “istediğin an durabilirim, boka saracak” diye fısıldadım Gülşah’a..

Tabi Gülşah da tam ondan bekleneni, yani en yapmaması gerekeni yaptı; eliyle elimi sıkıp daha sert kendine bastırdığı anda kalçasını da ileri – yukarı itti ve iki duvar arasına sıkıştırdığım orta parmağım bir anda içeri süzüldü amının girişinden.. Gülşah da sanki şarkı melodisi mırıldanır gibi “mmmmmmmmmm” şeklinde bir ses çıkarıp sıraya doğru kapaklandı; aynı anda da bacakları titremeye başladı.. Ödüm bokuma karıştı, karı resmen orgazm oluyordu 30 kişinin önünde (arkasında aslında)..

Bir süre korkudan elimi amından çekemedim bile.. Neyse ki o benim panikten sıyrılmamdan önce orgazmından sıyrıldı ve elimi kendi tutup çekti; üstüne hafif çeki düzen verdikten sonra hafifçe bana yaslandı, kulağıma doğru “birşey değil” dedi..

O an teşekkür beklerken bir şey değil demesi o kadar komik geldi ki kusar gibi PUHAHA! diye patladım kendimi tutamayarak… Tabi tüm sınıf ve hoca anında bize döndüler.. Kimsiniz laz siz? Listede adınız yok.. sktiringidin başka yeri dağıtın şeklinde 1-2 bağırışla kalkıp çıktık sınıftan, 40’ dayanamadan atıldık resmen.. Gülşah önde ben arkada Eren de peşimizde loş koridorda koşturduk alt katlara doğru.. O arada Eren bize yetişip “N’aptınız olm siz ya?” diye kesik kesik soludu, ben sınıftan neden atıldığımızı uyurken görmediği için “Gülşah bir espri yaptı ben sesli gülünce de hoca attı, olm sen niye geldin seni atmadı ki?” dedim.. Eren boş boş suratıma baktı, koşmaya devam ettik..

Okuldan çıkınca caddeyi geçip bir sokakta durduk; Gülşah iki araba arasında bana sarılıp eliyle de alttan benimkini tutarak:
“Tam sıra gelmişken kendini attırmasa senle de ilgilenecektim ufaklık” diye güldü ve devam etti:
“Numaramı alıp bir de babama sorar mı diye çok kork……..”

derken sustu kaldı, bana değil arkama bakıyordu; ben de döndüm baktım… Önce Eren’i gördüm ona baktığını anladım ama niye böyle baktığını ilk anda çakamadım.. Eren’e “n’oldu lan?” dedim tekrar Gülşah’a baktım, hafif gülümseyerek bana gözüyle erenin aşağısını işaret etti.. Dönüp baktım ki Eren’in yanaklar kırmızı, fermuar açık, dalga içeride ama fermuarın etrafı spermsıklam resmen…

“Bu ne lan?” dedim…

“Abi ben n’ptınız ya? derken atılmayı kastetmemiştim, ondan önceki 10dk’dan bahsetmiştim; hayatımda seyrettiğim en güzel pornoydu lan! Hem de 30cm mesafeden” dedi.. Piç uyanıkmış meğerse alttan da açmış dalgayı çekiştiriyormuş..
Aynı anda güçlü bir PUHAHAHAHA! şeklinde koptuk üçümüz de.. ama dah güçlü kahkaha Gülşah’ın son cümlesinin ardından geldi:
“Vay arkadaş ya, kime niyet kime kısmet!!”

Devamı gelecek….