BABANIN GÖREVİ 23

BABANIN GÖREVİ 23
Barkin okula gittiğinde ben de işe çıktım. Uzun zamandır ilk defa böylesine canlı hissediyordum. Arkamda hala parmağı vardı sanki, bu kadar istemesine şaşırıyorum doğrusu onu. Çok arzuluyordu ancak en çok arzuladığı şeyin arkam değil de, vücudumda bekareti kalmış tek yeri fetih etmek olduğunu düşününce içim gıdıklanıyordu adeta. Ama bu konu kafamı çok kurcalıyordu. Kocam benden israrla istemesine rağmen asla vermeye yanaşmamıştım. Barkın harici biri istese de vereceğimi düşünmüyordum. Ama söz konusu o olunca… Ne diyebilirdim ki, içimdeki heyecanı tarif edemiyordum.
Arkadaşımla buluşmaya gittiğimde beraber bir kahve söyledik. Kahvemi yavaşça içerken, Huzur doluydum. Artık hamile kalmam kesindi, bu nedenle üzerimden gerçekten büyük bir yük kalkmıştı. Kocama yalan söylemiştim ve o yalan beni bu noktaya getirmişti. Barkın ile olan herşey ama herşey benim yaptıklarımın bir sonucuydu. Eğer yalan söylemeseydim, buna gerek kalmayacaktı. Ama iyi ki de yaptım diye düşünüyordum artık, çünkü onun bana hissettirdikleri o kadar farklı ve de güzeldi ki bunu anlatacak kelime bile bulamıyordum.
Arkadaşım Jale çok güzel bir kadındı, 43 yaşında olmasına rağmen vücudu gerçekten diri duruyordu. Göğüsleri büyüktü, çıplak halini görmediğim için sütyenden kaynaklı bir diklik durumu var mıydı bilemiyordum. Ama eminim ki dirilerdi hala, yanıma gelirken güzel mavi bir elbise giymişti. Bacakları çok güzeldi ve kalçaları rüzgar vurunca yapışan elbise sebebiyle bir kere çok net bir şekilde belli olmuştu. O zaman fark etmiştim ki yuvarlak hatlarını hala koruyorlardı. Demek ki hala spor yapıyordu.
“Çok güzel görünüyorsun.” dedi, sanki benim iç sesimi duyuyordu.
“Teşekkür ederim canım, senin kadar değilim. Yıllar seni hiç yaşlandırmıyor aksine gençleştiriyor sanki.” dedim, gülümseyerek karşılık verdi. “Bu yaşta bu formda kalmak gerçekten zor, çoğu kişi yapamıyor.”
“Ne yapayım tatlım ya mecburum işte, yapmam gerekeni yapıyorum.” dedi. Gelen tatlısından yerken, etrafa baktı.
“Çok acayip insanlar var etrafta. Kendime bakmam lazım.” dedi göz kırparak
3 yıl önce boşanmıştı ve hayatında bir sürü flörtü olmuştu. Birçok genç ve kaslı erkeği yanında görüyordum. Bundan kesinlikle çekinmiyordu. Öz güveni yüksek bir kadındı. Hiçbir zaman gizleme gereği bile duymazdı.
Aslında onun bu öz güvenine hayrandım. Ben onun yerinde olsam bu kadar iddialı olabilir miydim bilmiyorum. Bu düşünceler içinde bir gülme geldi, aslında ondan çok daha iddialıydım. Kendi oğlumla bir ilişkim vardı. Düşüncesi bile içimi gıdıklıyordu… Barkın… O gülüşü, o bakışı… Bacaklarımın arasının her an islanmasına neden oluyordu. Buna engel olamıyordum.
“Sen işini bilirsin.” dedim gülerek, gerçekten de bilirdi.
“Tabi ki canım ya… Ama bu ara hayatımda kimse yok.” dedi iç çekerek.
“Neden?” diye sordum tek kaşımı kaldırarak.
“Güvenilecek kişi kalmadı canım… Gerçekten yok yani, insanlar biraz kafayı yemiş. Gerçekten seven biri de yok, bulmak çok zor…” dedi yine iç çekerek.
Doğru söylüyordu. Kocamla ilk tanıştığımda da benim de benzer düşüncelerim vardı. Hatta, o zamanlar evlenilecek erkek kalmadığı gibi şeyleri de çok söylüyorlardı. Ama ben o görüşte değildim ve karşıma çıktığı anda doğru kişi olduğunu anladım. Başımıza gelen çok kötü olaylar olsa da, bana bir hediye vermişti… Barkın’ı. Doğru kararı verdiğimi o an anladım. Ne olursa olsun, onun doğduğu gün kaderimin değiştiğini anlamıştım. Şimdi de yeni bebeğimi düşünüyordum. Onunla meydana getireceğimiz mucizem… Düşündükçe yüzüm gülüyor, mutlu oluyordum.
Sanki 10 yaş gençleşmiş gibiydim. Bunu da çevremdeki herkes fark ediyordu zaten. En güzel bağımlılığımdı 0…
“Umutsuz olma bence, en olmadık zamanda Güneş doğar bilirsin. Hatta bir söz vardı neydi o…”
Derken sözümü keserek;
“Şafak, en karanlık anda belirir.” dedi yüzünde bir gülümseme ile.
“Evet… Aynen öyle oluyor. En umutsuz zamanında güzel haberler almak işten bile olmuyor inan bana.” dedim.
“Öyle tabi, ama senin için söylemesi kolay…” dedi kahkaha atarak. “Güzel bir hayatın var, iyi bir eşin var, o uzakta olsa bile iyi bir oğlun var hep yanında. Sen çok şanslı doğmuşsun kızım.”
Bu konuda haklıydı işte. Hayat, ona biraz talihsiz davranmıştı ama ben ona göre aşırı derecede şanslıydım. Hem de Barkın konusunda, ne kadar şanslı olduğumu bilmiyordu. Bilse bile anlaması mümkün görünmüyordu zaten.
“Biraz öyle evet… Aslında aklımda bir şey var, kimseye danışamıyorum.” dedim. Tepkisini ölçmeye çalışıyordum. Herkese soramayacağım bir soruydu bu ama ona sorabilirdim. Çevremde daha açık yaşayan biri yoktu çünkü, deneyimlemeyi seven, bundan da kaçmayan biriydi.
“Nedir canım? Bebekle mi ilgili? Herşey yolunda mı?”
“Aslında bebekle bir ilgisi var evet ama merak edilecek bir durum değil.” dedim, bana merakla bakmaya devam ediyordu. “Aslında biliyorsun işte… Şu anda pek bir cinsel hayatım yok ama eşim döndüğünde ona bir sürpriz yapmak istiyorum. İnternetten araştırdım ama hep farklı bilgiler var…” dedim.
Bir şey söylemedi, yüzüme bakıyordu. Meraklı gözleri, ne söyleyeceğimi anlamak için dudaklarıma bakıyordu. Kahvemden bir yudum aldıktan sonra, dudaklarımın iyice ıslandığından emin oldum. Çok net bir şekilde sormam gerekiyordu çünkü herşeyin mükemmel olmasını istiyordum. Cevabını bildiğini umarak devam ettim.
“Biliyorsun hamile olduğum için normal bir şekilde ilişkiye girmem mümkün değil, hem de o geldiğinde bebek daha da büyüyeceği için çok daha zor olacaktır.” dedim.
“Evet…” dedi başıyla onaylayarak.
“Ben de merak ediyorum…” Sesimi kontrol etmeye çalışarak; “Şey… Başka yollardan yapmak için yani biliyorsun. Baktım ve araştırdım ama kesin bir bilgi bulamadım.”
O anda gözleri parladı, dudakları gülümserken neyi kasit ettiğimi anlamıştı. Bu enteresan bir şekilde hoşuna gitmişti.
“Vay vay vay… İşte şimdi konuşmaya başladın kızım.” dedi.
Yanaklarımın kızarmaya başladığını hissettim. Normalde böyle konuları kesinlikle bir başkası ile konuşmazdım ama Barkin çok farklıydı, beni de daha farklı biri haline getirmişti. Normalde yapmam dediğim pek çok şeyi artık yapıyordum. Hem de bunun için deli oluyordum, çok farklı hissettiriyordu.
“Bir erkeğin rüyası işte…” dedi, kollarını göğsünün önünde bir araya getirip sözlerine devam etti; “Canım önce şunu bilmen gerekiyor. Başta gerçekten çok aciyor.”
Daha önce yapmıştı, şaşırmamıştım. Ama yine de şaşırmış gibi yapmam gerektiğini düşündüm.
“Yaptın mi daha önce?” dedim tek kaşımı kaldırarak.
“Tabi ki.” dedi kahkaha atarak. Sonra da sesini biraz azaltıp; “Gerçi benim durumum biraz farklıydı.”
“Nasıl yani?” dedim.
“Farklı işte… Çok sevdiğim bir çocuktu. Kocamın benimle bir ilgisi yoktu işte. Alışmıştım yani monoton bir cinsel yaşama. Ama hayatıma o girdikten sonra farklı şeyler denemeye başladık.”
İlgimi çekmişti, masaya biraz daha yaklaşarak kahvemden bir yudum aldım.
“İlk başlarda beni… Bilirsin işte… Domaltarak yapıyordu. Hem de çok fazla.” dedi, yanakları kızariyordu. Utanmayacağını düşünüyordum ama onun için bile anlatılması enteresan bir deneyimdi demek ki. “Kalçalarım hep kirmizi oluyordu, her sabah aynada o halime bakarak saçlarımın kalçama değdiği görüntüye hayran kaldığımı hatırlıyorum hala…” İç çekti. “Ne harika biriydi, şanssızlık işte. Bir daha onun gibisi gelmedi.”
Dikkatlice dinliyordum. Onun bilmediğim bir hayatı olduğunun farkındaydım ama şimdi daha da ilgi çekici hale geliyordu. Barkın’la yaşadıklarımı anlayabilirdi, anlatmasam bile anlayabilirdi. Benzer şeyler yaşamıştı çünkü.
“Eee? Sonra nasıl oldu?” diye sordum meraklı gözlerle.